Müstakil Bölümler
Bültene Kayıt Olun!

1 Muharrem 1439

11 Ramazan 1436 Ramazan Gazetesi

Ramazan Gazetesi Görsel

Abdülhalık-ı Goncdüvani Hz. İftar Sofrası: Osmanlı Tiridi, Bu yemeğin adı ne?, Sakalsızları Adamdan Saymazlardı, Doğu'da ve Batı'da Türk Korkusu, Bu Aydaki Fazilet ve İhsanlar Bilinse Okumak için tıklayın

Osmanlı'nın Son Zaferi

Osmanlı Devleti’nin kazandığı son zafer Tesalya Harbi de denilen 1313 (1897) tarihli Yunan Harbi’dir....

Devamı..

Ramazan Gazeteleri


10 Ramazan 1436

Sultan Abdülhamid’in Yâdigârı

Hicaz Demiryolu hattı 1908 yılında açıldıktan sonra, Hayfa ile Şam...

Devamı..


9 Ramazan 1436

Mihrimâh Sultan Câmiinin Sırrı

Mihrümah Sultan, asrının en zengin ve hayırsever hanımıydı....

Devamı..


8 Ramazan 1436

Etsiz Softa Olur Mu?

Et, sofranın efendisi olarak görülmüş; etsiz sofraya itibar...

Devamı..


7 Ramazan 1436

Mukaddes Emanetler

İstanbul’un her köşesi bir tarih. Hem de tarihin çeşitli...

Devamı..


6 Ramazan 1436

Gazilik ve Alplik

Ölüm iki değil birdir cihanda
Döşekte ölme kanda kanda kanda...

Devamı..


5 Ramazan 1436

Her Tatlının Bir Zamanı Var

Tatlıların hazırlanışında, ikramında ve yenilişinde ayrı...

Devamı..


4 Ramazan 1436

Teravih Namazı

Ramazan ayının en mühim hususiyetlerinden birisi teravih...

Devamı..


3 Ramazan 1436

Ecdadın Bayramları

Namazda buluşan insanlar birbiri ile bayramlaşır...

Devamı..


2 Ramazan 1436

Ramazan Sevinçti

Osmanlılar zamanında Ramazan'ın gelişi büyük bir sevinçle...

Devamı..


1 Ramazan 1436

Osmanlı Ramazanları

Eskiden Ramazanın birinci gününün tahakkukuna çok...

Devamı..


Ramazan Çok Özel
Osmanlı Ramazan Pidesi

Osmanlı döneminde Ramazan ayına hürmet çok fazla idi. Sokaktan Saraya kadar uzanan saygı dolu tutum; insanların Mübarek Ramazan'ı Şerifi layıkıyla yaşamalarını sağlardı.

Topkapı Sarayı'nın Hırka-i Saâdet dâiresinde bulunan Peygamber efendimize ve yakınlarına ait olan Mukaddes Emânetler, Osmanlı Devleti zamanında her Ramazan ayının 15'inde ziyâret olunurdu. Bu ziyâretten birkaç gün önce Mukaddes Emânetler'in bulunduğu taht odasının temizliği büyük bir hürmetle yapılır, padişah başta olmak üzere Has oda ağaları Mukaddes Emânetleri Taht Odasından Revân Odasına taşırlardı. Bu taşıma esnasında pâdişah da Has oda ağaları gibi hizmette bulunur, herhangi bir sebeple bu törende bulunamazsa maiyetinden birini gönderirdi. Ayın 14'ünde merasimde bulunacaklara dâvet tezkereleri gönderilirdi.

Ramazân'a Mahsus Gazete

Ramazan Gazetesi Görsel

Ramazân-ı şerîf boyunca günlük olarak web sayfamızın "Ramazan Özel" bölümünde yayınlanacak bir dijital gazete hazırlıyoruz. Osmanlı'da Ramazan kültürü, yabancı seyyahların gözüyle Osmanlı, oruç ve iftar, Osmanlı mutfağı, menkıbeler, şiir ve hikâyeler gibi konu başlıklarıyla "Eski Ramazanlar"a doğru keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz. A4 ebatında, PDF formatında ve 8 sayfa olarak hazırlanan gazeteyi web üzerinden okuyabilir, dilerseniz yazıcıdan çıktı alarak basılı hale getirebilir ve hatıra olarak da saklayabilirsiniz.


Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri

Anadolu’da yetişen büyük Velîlerden olup, Halvet’îyye Sufi İslâm Tarikât’nın bir alt sınıfına ait olan Bayram’îyye Tarikât’nın devamı niteliğinde bulunan Celvet’îyye (Celvetî) Tarikât’ının kurucusudur. 1541 (H.948) yılında Koçhisar'da doğdu. Bursa’da Muhammed Üftâde Hz.'den feyz aldı. 1598 (H. 1007) de Üsküdar'da câmi ve dergâh yaptırdı. 1628 (H. 1038)'de vefât etti.

Kabri, İstanbul Üsküdar'da kendi dergâhı yanındaki türbesindedir.

Sultanlar Rikâbında Yürüsün

Aziz Mahmud Hüdayi hazretleri “rahmetullahi aleyh“, hocası Üftade hazretlerine “rahmetullahi aleyh“ çok hizmet eder. Ne emrederse yerine getirir. Çok duasını alır. Üç sene sonra icazet alır ve hocasının emriyle Sivrihisar’a varır.

İnsanlara ilim ve feyiz saçar. Yine hocasının emriyle, Bursa’ya döner tekrar. Üstadını, zayıflamış ve bozulmuş görür sıhhatini. Severek yapar her hizmetini. Hocası memnun olur. Bir gün açar ellerini. “Sultanlar, rikabında yürüsün” buyurur. Çok geçmez, hocası vefat eder.

Ondan sonra insanlar ona gelir. Zengin fakir, yaşlı genç, hatta sultan ve vezir. İstifade etmeye ona gelir. Sultan birinci Ahmed, üçüncü ve dördüncü Muradlar, sultan ikinci Osman, bu Veliyi “Gönül sultanı” olarak bilir, duasını isterler.

Bir gün Sultan Ahmed Han, mürşîdini ziyâret için Üsküdar'a gelmişti. Çarşıdan geçerken, Hüdâyî hazretlerinin alış-veriş ettiğini gördü. Genç Hünkâr bu esnâda attaydı. Derhal atından indi, hocasının elini öptü ve atına binmesi için ricâ etti. Bir müddet Hüdâyî hazretleri at sırtında önde ve Pâdişâh da yaya olarak ardınca yürüdüler. Kısa bir süre sonra Mahmûd Hüdâyî dünyâyı titreten koca bir pâdişâhın, arkasında yaya yürümesine râzı olmadı ve; "Sultanım! Sırf hocam Muhammed Üftâde hazretlerinin duâsı ve emri yerine gelsin diye bindim. Çünkü o; 'Pâdişâhlar rikâbında yürüsün.' diye duâ etmişti." buyurarak atından indi. Ata tekrar Sultan Ahmed Hanı bindirdi.Sultan Ahmed Han'ın bu hâdiseden sonra aşağıdaki beytleri söylediği belirtilir:

"Varımı ben Hakka verdim, gayrı vârım kalmadı.
Cümlesinden el çekip pes dü cihânım kalmadı.
Çünkü hubbullah erişti, çekti beni kendine,
Açtı gönlüm gözünü, gayri gümânım kalmadı.
Evliyânın himmeti, yaktı beni kül eyledi,
Sâfiyim, buldum safâyı dü cihânım kalmadı.
Ahmedî der, "Yâ ilâhî! Sana şükrüm çok-durur"

Ayrıca bkz:  Aziz Mahmud Hüdayi Hz. ve Kayserili Halil Paşa
Sultan I. Ahmed Han

Beşiktaşlı Yahya Efendi Hazretleri

İstanbul’da yetişen büyük velîlerden. İsmi Yahyâ, nisbeti Beşiktâşî’dir. Kanuni Sultan Süleyman Han'ın süt kardeşidir. Kânûnî dünyâya geldiğinde, annesi Âişe Hafsa Sultanın sütü kesilmişti. Bunun üzerine Kânûnî’yi Yahyâ Efendinin annesi emzirdi. Zamanın büyük evliyalarındandı. Hızır aleyhisselam ile arkadaşlardı.

Kabr-i şerîfi, Beşiktaş ile Ortaköy arasında yaptırdığı ve kendi adıyla anılan câminin yanında olup, ziyâret mahallidir.

Tahtıma oturabilir miyim?

Yahya Efendi, bir gün atıyla giderken iki tane papaz yolunu keser. Atın yularlarını tutup, Papazlar der ki:

- Ya Şeyh, sizin dininizde ölmüşlerden vergi almak var mıdır?
- Hayır böyle bir şey yoktur.
- Ama sizin sultanınız bizim ölülerimizden bile cizye alıyor bu nasıl oluyor?

Bunun üzerine Yahya Efendi hemen padişaha bir mektup yazıp, "Oturduğun o taht sana haram olsun, başına geçsin. Zulmün ölülere bile ulaştı. Bu yaptığın zulüm nedir? Derhal o tahtı terk et" diye çok ağır şeyler söyler.

Koskoca Padişah bu mektubu alır almaz derhal yanındakilerle beraber yola çıkıp Yahya efendinin dergahına gelir. "Abiciğim, hayırdır ne suç işledim acaba?" diye sorar. Yahya efendi, "Daha ne olsun memurların gayrimüslim vatandaşların ölmüşlerinden bile cizye alıyor. Böyle zulüm olur mu?"

Padişah hemen yanında bulunanlara sorar ve kayıtların beş senedir yenilenmediğini anlar. Rengi sapsarı olur. Derhal kayıtları yenilettirir. Fazla alınanların hepsini iade ettirip, helallik diler.

Bu arada da tahta oturmaz, tekrar Yahya efendiye gidip, "Şimdi tahtıma oturabilir miyim?" diye sorar. O da "Git artık nasıl oturursan otur” buyurur.

Ayrıca bkz:  Seni Kanuna Şikayet Ederiz
Kanuni Sultan Süleyman Han

Müstakil Bölümler
Bültene Kayıt Olun!
Bugün
Hicri:
1 Muharrem 1439
Miladi:
22 Eylül 2017

Söz Ola
Matlabımız din-i Hüdâ' dır bizim
Mesleğimiz rah-ı Hüdâ' dır bizim
Yoksa, kuru mihnet ve kavga değil
Şah-ı Cihan olmağı dava değil
Osman Gâzi "rahmetullahi aleyh"
Osmanlılar Twitter