Müstakil Bölümler
Bültene Kayıt Olun!


Avustralya’nın Melburne şehrinden İstanbul’a gelerek Osmanlı hizmetine girmiş olan Doktor Charles S. Ryan, Plevne muharebelerin de, Osmanlı ordusunda Operatör Binbaşı olarak vazife yapmış ve IV. Mecidî, Plevne ve Harp madalyaları kazanmıştı. Daha sonra Fransa’ya gitmiş, I. Dünya savaşı sırasında orada bulunmuş ve Generalliğe kadar yükselmişti. Fakat göğsüne taktığı Osmanlı şeref madalyalarını bir an bile çıkarmamıştı. Daha sonra memleketine döndü ve 23 Ekim 1926’da Melburne’deki evinde, göğsünde Osmanlı madalyaları takılı olduğu halde vefat etti. Charles S. Ryan, hatıralarında Osmanlı askeri nin üstün vasıflarını anlatır.
Bunlardan biri şöyledir:



Sultan İkinci Bâyezîd’in torunu ve Bosna sancakbeyi olan Gazi Hüsrev Bey, sarayda iyi bir eğitim gördü. Dayısı Şehzâde Mehmed, Kefe sancakbeyi olunca, Hüsrev’i de berâberinde götürdü. Şehzâde Mehmed’in elçisi sıfatıyla Moskova’ya gitti. 1521’de Bosna sancakbeyi oldu. Kânûnî Sultan Süleymân’ın Belgrad Seferine katıldı ve Zemlin Kalesini fethetti. Belgrad’ın fethinden sonra Macaristan, Hırvatistan, Transilvanya ve Dalmaçya’ya Türk akınları devâm etti. Mohaç Savaşına kadar süren bu akınlara, Sinan ve Bâli beylerle birlikte Gâzi Hüsrev Bey de katıldı.



Fen alanındaki geniş bilgi ve tecrübesi ile halk arasında “Hezârfen” yâni bin fenli diye bilinen Ahmed Çelebi; araştırma yapmaktan usanmayan, yiğit, akıllı ve bilgili bir kişiydi. Hezârfen Ahmed Çelebi'den önce havacılık târihinde ilk olarak yine ünlü bir Türk bilgini olan İsmâil Cevher; kollarına kanat takarak ilk uçma denemesini yapmışsa da bu deneme ölümle sonuçlanmıştı. İlk uçan Hezârfen Ahmed Çelebi, bu Türk bilgininin hayâtını ve neden başarısızlığa uğradığını iyice inceledikten sonra aynı düşünceyi gerçekleştirmek için harekete geçti. Bilhassa hava akımları ve kuşların uçuşunu inceleyerek çalışmalarını geliştirdi.



Yavuz Sultan Selim, Çaldıran Savaşı dönüşünde daha önceki isyân teşebbüsleri sebebi ile suçlu bulduğu Veziriâzam Dukakinoğlu Ahmed Paşa'yı Amasya’da îdâm ettirdi ise de boşalan göreve kimseyi getirmedi. 1515 ilkbaharında Hadım Sinan Paşayı Dulkadiroğlu Alâüddevle üzerine gönderdi. Hadım Sinan Paşa, Alâüddevle’yi mağlub ettikten sonra başını keserek Yavuz Sultan Selim’e gönderdi ve bu başarısından dolayı boş bulunan vezîriâzamlık makâmı kendisine verildi. Bu vazîfede üç ay kalan Sinan Paşa'nın yerine beşinci defâ olmak üzere Hersekzâde Ahmed Paşa getirildi. Ancak Hadım Sinan Paşa'nın azledilmesi herhangi bir hatâ sebebiyle olmadığından kendisine karşı Pâdişâh’ın teveccühü devâm ediyordu. Nitekim çok geçmeden Diyarbekir taraflarında İranlıların bâzı hareketlerinden dolayı Pâdişah, Hersekzâde yi azlederek hapsettirdikten sonra yerine tekrar Sinân Paşa'yı getirdi (1516).



Osmanlı pâdişâhları zaman zaman ulemâdan ileri gelenleri saraya davet ederler, ilmî mütâlaalarını dinliyerek istifâde ederlerdi. Huzurda âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerin tefsirleri anlatıldığı gibi müsbet ilimler, edebî konular konuşulur, ilmî müzâkereler yapılırdı. Sâdece Osmanlılarda görülen ve hangi târihte ihdâs edildiği kesinlikle belli olmayan huzûr derslerinin Osmân Gâzi ile başladığı iddia edilmektedir. Sultan Üçüncü Mustafa 1759 yılında bir kânunla huzur dersleri denilen ve Ramazanın birinden onuncu gününe kadar devam eden bir ders ihdâs etmişti. Ramazandaki huzur derslerinin mevzuu dînî konular olurdu. Kâdı Beydâvî Tefsîri’nin okunması genelde âdet hâline gelmişti. Huzur hocalarını şeyhülislâm seçerdi.



Papa Beşinci Piyer, Osmanlıların Kıbrıs’ı kuşatması sırasında hummalı bir faaliyet içine girmiş ve bu devlete karşı yeni bir Haçlı ittifakı sağlamaya çalışmıştı. Papanın bu teklifini Fransa, Almanya ve Polonya’nın reddetmesine karşılık; İspanya, Venedik ve Malta kabul etti. Böylece Papanın bu faaliyetleri netîcesinde İspanya Kralı II. Filip, Papa ve Malta şövalyeleri ile Venedik arasında bir ittifak vücuda geldi. Daha sonra bu ittifaka Toskana, Ceneviz, Savua, Malta ve Ferrara gibi küçük prenslikler de katıldı. Müttefik ordusunun başkumandanlığını İspanya Kralı II. Filip’in kardeşi ve Şarlken’in oğlu Don Juan yapmaktaydı. 206 gemi ile 1300 top, 16.000 asker ve 36.000 gemiciden kurulu müttefik donanması, 1570 yılı Eylül ayında Meis Adası önüne geldi ise de fırtınaya tutularak Kıbrıs’a giremedi. Müttefikler bu arada Lefkoşe’nin Türklerin eline geçtiğini haber alınca, Suda Limanına dönüp muhârebeyi gelecek seneye bıraktılar.



Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han, Avrupa’da büyük devletler arasındaki dengenin bozulmaması için, Fransa Kralı İkinci Fransuva’nın annesinin yalvaran yardım taleplerini karşılamak üzere, Barbaros’un vefatı üzerine Kaptanı Derya'lığa getirilen Piyâle Paşa kumandasında büyük bir donanma gönderdi. Piyâle Paşa, 1555’te İstanbul’dan hareket etti. Turgut Reis’in de katıldığı donanma yardımda ve fetihlerde bulunarak, geri döndü. 1556-1557 deniz mevsiminde tekrar Akdeniz’e açılan Piyâle Paşa, bâzı limanları fethettikten sonra İstanbul’a döndü.

Müstakil Bölümler
Bültene Kayıt Olun!
Bugün
Hicri:
2 Rebiü'l-Evvel 1439
Miladi:
21 Kasım 2017

Söz Ola
Saltanat dedikleri ancak cihan kavgasıdır Olmaya baht-ü saadet dünyada vahdet gibi Kanûni Sultan Süleyman Han
Osmanlılar Twitter