Müstakil Bölümler
Bültene Kayıt Olun!


Zigetvar Kalesi kuşatılıp peş peşe iki taarruz yapılmasına rağmen kale fethedilemedi. Ordunun içinde büyük bir mânevî destek olan Bahri Dede, kalenin fethedileceğini müjdeledi ve zafer için çok duâ etti. Nihâyet üçüncü defâ büyük bir taarruz yapıldı. Bu taarruz sırasında şiddetli yağmur yağdığı için arâzi çamur ve bataklık hâlini almıştı. Her şeye rağmen Bahri Dede gibi evliyâ bir zâttan fetih müjdesi almışlardı. Bu sebeple büyük bir azim içinde idiler. Yeniçeri bölükbaşısı abdest alıp vasiyetini yazdı. Merdivenlerle kaleye tırmanıp mazgallardan birine humbara yerleştirip fitilini ateşledi. O anda düşmanın hücûmuna uğrayan yeniçeri bölükbaşısı şehît düştü. Fakat ateşlediği humbara patlayıp kalede büyük bir gedik açtı. Osmanlı askerleri bu gedikten dış kaleye, daha sonra da iç kaleye girerek kaleyi fethetti. Ordu zafere ulaştı. Bu seferde pâdişâh hastalanıp vefât etmişti. Ordu Bursa ya döndükten sonra, Bahri Dede, sultanın kendine hediye ettiği bin altını sakladığı yerden çıkarıp geri iâde etti. Kısa bir müddet sonrada vefât etti.


En az 30 yıl önce yazdığım bir yazıda; aşağıdaki bilgiler geçmişte olduğu gibi zamanımızda da son derece ağır tahribata sebep olmaktadır.Osmanlı da Çelebi Mehmed zamanında (Devşirme) usulü ile bazı milletler dışında gayrimüslim çocuklar alınarak Müslüman aileler yanında İslami terbiye verildikten sonra İstanbul a acemi ocağına kaydedilir. Yeniçeri olarak profesyonel ve ücretli asker olurlardı. 1826 da Yeniçeri Ocağı kuvvet kullanarak kaldırıldı. Osmanlının son zamanlarında ise İslam ülke aydın ve bürokratlarını kültür emperyalizmi ile Batı devşirmeye başladı. Ve bir dönem gelir İslam ülkelerindeki aydın âdeta serada gibi bir hayat ile halkla irtibatı kesti. Ve halka başka ülkeden gelmiş gibi davranır ve Batı nın kıstasları içinde icraat yapar.

Osmanlı Devletinde Rus elçisi olarak uzun yıllar çalışan İgnatiyef, hatırasında, Sultan 2. Mahmud Han zamanında, Fener Patrikhanesinin kapısında asılan 1821 Rum isyanının baş planlayıcısı, Patrik Gregoryos un Rus Çarı Aleksandr a yazdığı mektubu açıklamaktadır. Mektup özetle şöyledir:

Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir. Türkler Müslüman oldukları için çok sabırlı ve mukavemetlidir. Gayet mağrurdurlar ve izzetli iman sahibidirler. Bu hasletleri, dinlerine bağlılıklarından, kadere rıza göstermelerinden, ananelerinin kuvvetinden, padişahlarına, devlet adamlarına, kumandanlarına ve büyüklerine olan itaat duygularından gelmektedir.
Türkler zekidirler ve kendilerini müsbet yolda sevk ve idare edecek reislere sahip oldukları müddetçe de çalışkandırlar. Onların bütün meziyetleri, hatta kahramanlık ve şecaat duyguları da ananelerine olan bağlılıklarından, ahlaklarının sağlamlığından gelmektedir. Türklerde evvela itaat duygusunu kırmak ve manevi bağlarını parçalamak, dini sağlamlığını zayıflatmak icab eder. Bunun da en kısa yolu, milli geleneklerine ve maneviyatlarına uymayan harici fikirlere, hareketlere alıştırmaktır.
Maneviyatları sarsıldığı gün, Türklerin kendilerinden şeklen çok güçlü, kalabalık kuvvetler önünde zafere götüren asıl kudretleri sarsılacak ve maddi vasıtaların üstünlüğü ile yıkmak mümkün olabilecektir. Bu sebeple Osmanlı Devletini tasfiye için mücerred olarak harb meydanlarındaki zaferler kafi değildir.
Yapılacak olan, Türklere bir şey hissettirmeden, bünyelerindeki tahribi tamamlamaktır.

Büyük insanlar büyük hayallere sahiptir. Büyük devletler ise büyük düşünenlerdir. Artık Türkiye silkelenmeli ve değişen dengeler ve mevcut siyasi ortam içinde, milli menfaatlerini ön planda tutarak milli hedeflerini, milli stratejisini ve milli dış politikasını tayin ve tespit etmelidir.


Radikal ıslahatçı Genç Osman ve kardeşi asrın en büyük askeri IV. Murad. Ortaya attığı fikirler, Türkiye nin hatta İnkîlap tarihinin ilk safhasını teşkil eden II. Osman ve (Bağdat Fatihi) olarak ünlenen, devletin düzenini sağlayan IV. Murad. Biri 18 diğeri 28 yaşında hayata veda eden iki kardeş Sultan. Tarihçi Yılmaz Öztuna, bu eserinde bu iki Sultanın dönemlerini yani 1618-1640 Türkiyesi ni harika üslubu ile anlatıyor.

Genç Osman ve kardeşi Sultan Murad ın trajik hayatları, muhayyileleri tutuşturacak dalgalanmalarla tarihe geçti. Bugün millî bir devletin bile ne gayretler, ne hünerler gerektirdiğini biliyoruz, yaşıyoruz. Üç kıtada, sınırları ve nüfûzu İndonezya ya, Orta Afrika ya, Baltık Denizi ne ulaşan, birbirine hiç benzemez ülkelere İstanbul dan yönetici gönderen bir cihan imparatorluğunu ayakta tutabilmek için üstün şahsiyetlere ve iyi ekiplere gereklilik aşikârdır.

Babıali Kültür Yayıncılık



1762 yılında Prusya kralı II. Frederik, Fransa, Avusturya ve Rusya ile harp halindeydi. Frederik, Osmanlı devletinden yardım istedi. Sadrazam Ragıb Paşa, yardım etmeğe niyetli değildi. Devrin padişahı III. Mustafa, Ragıb Paşa ya kızarak:

-Bre Lala, ne düşünürsün. Eğer para lazımsa Edirnekapı dan Rusçuk a kadar altın döşeye bilirim dedi. Ragıb Paşa da:

-Devlet-i Aliyyemiz eskiden beri yapmış olduğu savaşlarda bir muharip aslan olduğunu düşmanlara göstermiştir. Fakat şimdiki halde tırnakları aşınmış, dişleri dökülmüştür. Muharebe esnasında düşman bu halimizi anlarsa vaziyet müşkil olur. Bırakalım bu aslan istira hat etsin cevabını verdi.



Yılmaz Öztuna, Bir Darbenin Anatomisi nde 1876 askerî darbesini, Sultan Abdülaziz in tahttan indirilmesi ve ölümü olayını, bütün detaylarıyla anlatıyor. Dönemin bütün şahitlerinin ifadelerini birinci elden kaynaklardan ve belgelerden aktararak veriyor. Türkiye tarihinde yapılan askerî darbelere örnek teşkil ettiği için çok önemli olan 1876 askerî darbesini tüm detaylarıyla anlatan bu eser, 1979 Eylül ayında kaleme alınmış, 1982 ye kadar sakıncalı görülerek yayınlanamamıştır. Babıali Kültür Yayıncılığı, eserin gözden geçirilmiş yeni baskılarını sunuyor.


Kırım harbi arefesinde Rusya, fevkalade elçi olarak Prens Mençikof u İstanbul a gönder di. Elçi, protokol icabı Sadrazamdan sonra Hariciye nazırını da ziyaret etmesi icab ederken Mençikof, sadrazamı ziyaret ettikten sonra Hariciye nazırı Fuad Paşa yı görmeden elçilik binası na gitti. Bunun üzerine Hariciye Nazırı Fuad Paşa bunu şahsına hakaret kabul ederek istifasını verdi.
Bulanık suda balık avlamayı pek seven İngiliz elçisi, Fuad Paşa nın dargın olmasından istifade ederek:
-Efendim size olan bu hakaret nedir? Devlet müşkilat içindeyken sizin gibi kıymetli bir şahsın iş başından bir kasd-ı mahsusa ile uzaklaştırılması iyi bir şey olmasa gerek. Sonra bu devletin hali ne olur? Dedi.Fuad Paşa:
-Elçi hazretleri, müşkülata uğrayan devlet, o makama benden daha emin ve daha erbab bulup getirmekte zorluk çekmez. Şu esnada o makama daha ehil birini getirmek lazımdır. Devlet-i Aliye de zor işlerin ehli olan zevat eksik değildir. Elçi hazretleri merak buyurmasınlar, benim istifamı kabul edenler, devletin halini bizden daha iyi düşünürler, cevabını verdi.


19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu nda modernleşme sürecini, siyasi, toplumsal ve kültürel değişiklikleri ele alan İlber Ortaylı nın başyapıtı gözden geçirilmiş baskısıyla Timaş ta. Sırpça, Yunanca ve Macarca ya çevrilen, Ukraynca çevirisi devam eden kitap son dönem Osmanlı modernleşme tarihini ele alıyor...Osmanlı modernleşmesi otokratik bir modernleşmesidir, iç ve dış gelişmeler, hayatının son kırk yılında imparatorluğu bu otokratik modernleşmeden anayasal bir monarşiye kadar sürükledi, imparatorluk genç Cumhuriyete parlamento, siyasal parti kadroları, basın gibi siyasal kurumları miras bıraktı. Cumhuriyetin tabipleri, fen adamları hukukçu, tarihçi ve filologları son devrin Osmanlı aydın kadrolarından çıktı. Cumhuriyet ilk anda eğitim sistemini, üniversiteyi, yönetim örgütünü, mali sistemini imparatorluktan miras aldı. Cumhuriyet devrimcileri bir ortaçağ toplumuyla değil, son asrını modernleşme sancıları ile geçiren imparatorluğun kalıntısı bir toplumla yola çıktılar. Cumhuriyetin radikalizmini kamçılayan öğelerden biri de yeterince radikal olamayan Osmanlı modernleşmesidir.

Bugünkü Türkiye nin siyasal-sosyal kurumlarındaki sağlamlık ve zaafın bilinmesi, son devir Osmanlı modernleşme tarihini iyi anlamakla mümkündür. 19. yüzyıl bütün Osmanlı camiasının en hareketli, en sancılı, yorucu, uzun bir asrıdır; geleceği hazırlayan en önemli olaylar ve kurumlar bu asrın tarihini oluşturur.

Timaş Yayınları
Müstakil Bölümler
Bültene Kayıt Olun!
Bugün
Hicri:
30 Ramazan 1438
Miladi:
25 Haziran 2017

Söz Ola
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.
Kanuni Sultan Süleyman Han
Osmanlılar Twitter